|
TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜNÜN COĞRAFYASI
Tarih boyunca dünyada en geniş coğrafi alana yayılmış millet
olarak Müslüman Türkleri göstermek yanlış olmaz. Bugün de
"Müslüman Türk dünyası" dendiği zaman, Müslüman
Türk halklarının çoğunluk veya azınlık durumunda yaşadığı
bölgeler kastedilir. Çin ve Moğolistan'ın içlerinden başlayarak
Türkistan, Kafkasya, Türkiye ve Balkanlar'dan Kosova, Makedonya,
Sancak, Bosna'ya kadar uzanan bir alanda Müslüman Türk halkları
yaşamaktadır. Ayrıca, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) içinde
de birçok Türk boyu bulunmaktadır. Tatar, Başkırt ve Çuvaş
boylarının ve Fin-Uygur kavimlerinin yaşadığı İdil-Ural bölgesi,
Yakutistan ve Altay Dağları ile Baykal Gölü arasındaki Altay,
Hakas ve Tannu-Tuva bölgeleri de Türk dünyasının sınırları
içindedir.
Üstte Lenin ve üst solda Stalin
yer almaktadır. Altta ise Stalin döneminde halka yapılan
zulüm görülmektedir.
|
Bunun dışında, Bulgaristan'ın Deliorman, Mestanlı, Kızanlık,
Varna, Filibe, Plevne bölgelerinde, Yunanistan'da Batı Trakya'da,
Polonya'da, Romanya'nın Dobruca ve Besarabya bölgelerinde,
Kuzey İran'da, Kıbrıs'ta, Irak'ın Kerkük bölgesinde, Suriye'de
Lazkiye ve Azez'de, Afganistan'da da Türklerin yaşadığı bilinmektedir.
Tüm bu dağılım, Müslüman Türklerin geniş bir coğrafi alanda
yaşadıklarını göstermektedir. Ancak, nüfus çoğunluğu olarak
ele alırsak, Anadolu Türkiyesi dışında Türk dünyasının iki
büyük merkezinin Türkistan ve Kafkasya olduğu görülür. Türk
dünyasının bugünkü durumunu değerlendirmek için bu iki bölgede
yaşayan Müslüman Türk halklarının tarihlerini hatırlamak gerekmektedir.
Orta Asya ülkelerine yönelik Çarlık Rusya'nın ilk atağı,
1856 yılında Aral Gölü civarında kurduğu askeri üslerle gerçekleşmiştir.
Orta Asya milletlerinin direnişleri kanlı bir şekilde bastırılmış
ve bu ülkeler Çarlık Rusya'nın sömürgesi haline getirilmiştir.
Bu ülkeler 1917 yılındaki Bolşevik İhtilali'ni de kabule zorlanmışlardır.
70 yıl Çarlık döneminde ve 70 yıl da Komünizm döneminde olmak
üzere toplam 140 yıl boyunca esaret altında yaşayan Müslüman
Türk halkları, nihayet 1990'dan başlayarak bağımsızlıklarını
kazanmışlardır. 140 yıllık bu esaret dönemi hiç şüphesiz,
siyasi, ekonomik ve kültürel bakımdan büyük bir yıkım olmuştur.
Dolayısıyla şu an Orta Asya'daki müslüman halkların çözmesi
gereken çok önemli meseleleri vardır.
|