|
AHLAK GÜZELLİĞİNİN ÖNEMİ
Şanlı bir geçmişe sahip olan milletlerin arkalarında
tarih boyunca her zaman, üstün yetenekli ve çok yönlü
liderler olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk de askeri ve
siyasi olarak "sorumluluk alma" "sahiplenme", "fikir
ve siyaset adamlığı" gibi özellikleri ile eşsiz bir
liderdi.
Bugüne kadar pek çok kimse Atatürk'ün, başarılı liderlik
özelliklerinin ardında, onun, yalnızca karizmatik kişiliği,
yeteneği, zekası, karar verebilme gücü ve kendine olan
güveni gibi özelliklerini aramıştır. Elbette Atatürk'ün
başarısında bu dahiyane özelliklerin çok büyük katkısı
vardır. Ancak Türkiye'nin 'uzun soluklu' liderinin başarısının
ardındaki sırrı öğrenmek için asıl onun ahlaki özelliklerinin
değerlendirilmesi gerekir.
Atatürk'ün
hayatı, incelenecek olursa elde ettiği başarının onun
ahlak güzelliğiyle son derece bağlantılı olduğu görülecektir.
Atatürk, çöken bir imparatorluğun ardından, milletin
bağımsızlığının tehlikeye girdiğini sezinlemiş ve bu
tehlikeyi ortadan kaldırmak için pek çok fedakarlıkta
bulunmuştur.
Şu, göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır ki, Mustafa
Kemal'in vatanı ve milleti için yaptığı tüm fedakarlıklar,
onun inançlı yapısı sonucu ortaya çıkan güzel ahlak
özellikleridir. Güzel ahlakın kökeni ise dine dayanır.
Dini değerlere inanmayan, vicdanı ile hareket etmeyen
bir insanın, tehlike altında olan vatanını ve milletini
kurtarmayı düşünmesi, gelecek nesil için canını bile
severek ortaya koyması mümkün değildir. Peygamberimiz
Hazreti Muhammed, "Müminler arasında
imanca en kâmil olanı, ahlakça en güzel olanıdır"5
buyurmuştur. Peygamberimiz (sav)'in bu sözü, Mustafa
Kemal'in üstün ahlakının din ahlakına olan bağlılığından
kaynaklandığının en güzel örneklerden birini teşkil
eder.
Bir milleti birbirine kenetleyen en önemli bağ güzel
ahlaktır. Toplumu oluşturan fertlerin güzel ahlaklı
olması, toplumun genelini etkilediği gibi, sevgi, saygı,
dürüstlük, fedakarlık, gibi ahlaki değerlerin yaşanması
toplumu, her geçen gün daha da güçlü bir hale getirecektir.
Ahlaki değerlerini ön planda tutmayı yaşam biçimi haline
getiren insanlardan oluşan toplumda her zaman birlik,
beraberlik ve dayanışma olur.
Güzel ahlakın bilinmediği toplumları ise, ahlaki dejenerasyon,
içten içe kemiren korkunç bir hastalık gibi sarar. Sevgi,
saygı, dürüstlük, fedakarlık yerine, çıkarcı ve egoist
bir yapı hakim olur. Başka bir deyişle din ahlakının
olmadığı yerde güzel ahlak da yoktur. Çünkü bir insanın
güzel ahlaklı olmasını sağlayan Allah korkusu ve Allah
sevgisidir. Ahlaki yapısı bozulan toplumlar eninde sonunda
çökmeye mahkum olurlar. Tarihe baktığımızda bunun birçok
örneğini görmek mümkündür.
Atatürk'ün, Türk Milleti'ne yol olarak gösterdiği Kuran
ahlakı toplumda yaygınlaştığı zaman ise, yardımlaşma,
adalet, fedakarlık, hoşgörü, dürüstlük gibi değerler
daha fazla yaşanacak, toplumun fertleri dayanışma içinde
daha da güçlü bir yapıya doğru ilerleyecektir. Yardımlaşma
ve işbirliğinin olduğu toplumumuzda "birlikten kuvvet
doğacak", yurdumuz dünya ülkeleri arasında hak ettiği
yeri alacaktır.

|